Okula başlama, çocuklar için olduğu gibi aileler için de
heyecan verici bir süreçtir. Çocuğun okul öncesinde sınırlı olan sosyal çevresi
şimdi daha büyük ve kuralları olan okul yaşantısına dönüşmüştür. Bu durumda da
bazı endişelerin başlangıç sürecinde yaşanması doğaldır. Okul öncesi dönem
dediğimiz 0-6 yaş arası dönemde çocuklar ilk ilişkilerini ağırlıklı olarak
aileleriyle kurarlar. Duygusal anlamda aileleriyle sağlıklı ilişkiler kurabilen
çocuklar, okul dönemine geldiklerinde kendilerine güvenir ve başarabileceklerine inanırlar.
Okula başlarken çocuğun yeni duruma uyum sağlayabilmesinde
okul öncesi dönemin nasıl geçirildiğinin önemi büyüktür. Çocukların 3 yaş
sonrasında yaşıtlarıyla oyunlar oynaması ve yeni deneyimler kazanmasına izin verilmesi
okul çağında yaşıtlarıyla uyum içerisinde bir arada olabilmesi, aralarında
yaşanılan çatışmaları çözebilme gücü sağlar. Yine okul öncesi dönem çocukların
çok meraklı olduğu, her şeyi sordukları bir dönemdir. Bu dönemde merak
duygusunun canlı tutulması ve merakının yaşına uygun şekilde giderilmesi ile
çocukta öğrenme isteğinin temelleri atılır.
Böylece okul çağına geldiğinde çocuklar öğrenmeyi seven, meraklı bir
öğrenci olabileceklerdir.
6 yaş çocukları genellikle bu dönemde anne- babalarından ayrılma,
onların başına bir şey gelebileceğinden endişe ederler. Özellikle okul
öncesinde çocuklarını “fazla” koruyucu, müdahaleci ve çocukları için sürekli
endişe yaşayan ebeveynlerin çocuklarının zaman zaman ebeveynlerinden
ayrılmalarının güç olduğu görülür. Böyle bir ebeveynlik tarzı ile yetişen çocuk
da anne babası yanında olmadığında hayatı tehlikeli bir yer olarak algılar. Ve
bu tehlikeden korunmak amacıyla yanında sürekli ebeveynini arar. Böyle bir durumda çocuğa aileden ayrılmanın
yaşamın doğal bir süreci olduğunu, okulun aynı zamanda bir çok güzel deneyimi
yaşayacağı da bir yer olduğu, onun her zaman korumaya devam edeceği
anlatılmalıdır.
Ailelere Öneriler:
-
Çocuğun ilk günlerde heyecanlı olması, duygusal
açıdan stresli olması doğaldır. Bu durumu mümkün olduğu kadar doğal
karşılamanız çocuğunuzun da bu süreci rahat atlatmasına yardımcı olur.
-
Çocuk, okula başlasa da halen bir oyun
çocuğudur. Ve unutulmamalıdır ki çocuk oyun yoluyla da öğrenmeye devam eder.
Çocuk bir taraftan okul yaşantısının gerektirdiği sorumluluk bilinci
kazanmasına, programlı olmaya yönlendirilirken bir taraftan da oyun ihtiyacının
karşılanması ihmal edilmemelidir.
-
Çocuğun okula başlaması zaman zaman ebeveynlerce
bir sınav gibi algılanır. Ebeveyn bu durumda çocuğu başka çocuklarla kıyaslayarak
bu sınavı nasıl geçirdiklerini anlamak isterler. Her çocuğun gelişim özellikleri
ve hızı farklı olduğundan bu kıyaslama hem ebeveynleri yanılgıya düşürebilir
hem de çocuğun kendini yetersiz hissetmesine neden olabilir.
-
Çocuk bu dönemde ebeveyninin ilgisine bakımına
oldukça ihtiyaç duyar. Çocuğu zamanında okula götürmek, zamanında almak ve verdiğiniz
sözleri tutmak önemlidir.
-
Çocuğun derslerine yardımcı olmak ile çocuğun
derslerini tamamen üstlenmek arasında ince bir çizgi vardır. Çocuğun kendi
sorumluluklarını fark edebilmesi ve bu sorumluluğu üstlenmesi gerekir. Bu
nedenle çocuğun görevlerine gerektiği kadar yardım edilmesi önerilmektedir.
Okula başlama sürecinde yaşanılan
bazı sorunların aşılamaması ve sorunların artarak devam etmesi neticesinde
çocukta okul fobisi dediğimiz sorun gözlenebilir. Okul Fobisi, çocuğun şiddetli
bir endişe hissiyle birlikte okula gitmeyi reddetmesi şeklinde tanımlanabilir.
Bu durumla karşı karşıya kalmak, öğretmen, anne baba ve çocuklar için zorlayıcı
ve endişe edici bir durumdur. Böyle bir sürecin üstesinden gelmek için bir
uzmana başvurulması önerilmektedir.
